|
SON DAKİKA
Tekinden Çarpıcı Açıklamalar!
Şimşek'in ağabeyine 'PKK' tuzağı!
Cumhur Başkanı Millileri unutmadı!
Alemleri Çalan Bulundu!
5 bin Eskişehirliyi konut sahibi yapacağız
Eshaber.tv olarak, Odunpazarı Belediye Başkanı Burhan Sakallı’yı ‘Eskişehir’e Yön Verenler’ isimli köşemize konuk ettik. Tarihi Odunpazarı semtinde gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde sizlerin merak ettiği soruları, Burhan Başkan cevapladı. Tarihi Atlıhan Çarşısı’nda Başkan Sakallı’yla yaptığımız sohbette; eğitimden, siyasete, tarihten, medyaya birçok güncel konu konuşuldu. Sohbetimiz sırasındaki mütevazi duruşu ile bizleri kendine hayran bırakan Başkan, eshaber.tv’ye de övgüler yağdırdı.
Odunpazarı Belediye Başkanı Burhan Sakallı’nın vermiş olduğu cevapları iki bölüm halinde siz değerli takipçilerimizin beğenisine sunuyoruz.
Sayın Başkanım, iki dönemdir Odunpazarı Belediye Başkanlığı yapıyorsunuz; nasıl bir Odunpazarı devraldığınızdan bahseder misiniz?
Tabi, Odunpazarı Türkiye’nin en büyük ilçelerinden birisi. Yaklaşık 350 bin nüfuslu ilçemiz, Türkiye’de 50 ilden daha büyüktür. Yarı mizahi bir tabirde bulunayım; Odunpazarı, Kıbrıs Adası büyüklüğünde bir şehirdir aslında. Dolayısıyla göreve geldiğimizde Odunpazarı, hem alt yapı sorunları, hem üst yapı sorunları hem de mali sorunlarını aşamamış; borç batağında bir belediyeydi.
Görevde olduğumuz yedi yıllık sürede, Odunpazarı hem finansal anlamda hem de alt yapı ve üst yapı yatırımları anlamında hemşerilerimizin, içerisinde yaşıyor oldukları için zevk aldıkları bir ilçeye dönüşüyor.
Birkaç yıl öncesine kadar Odunpazarı neredeyse Eskişehir de bile tanınmayan, bilinmeyen bir noktayken, başka şehirlerde başka kentlerde köy mü değil mi diye varlığı konusunda tereddütler olan bir belde; bugün Türkiye’nin en önemli markalarından birisi haline dönüşüyor. Zaten biz belediye başkanlığını birazda böyle anlıyoruz. Belediye başkanı demek kentinin varsayılan tehditlerini fırsata dönüştüren insan demektir. Odunpazarı ve Eskişehir için neler tehdittir diye bir tehdit sıralaması oluşturduk ve bu tehditleri birer fırsata dönüştürmek için gayret ettik.
![]() Peki şuan ne gibi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?
Biz göreve gelmeden önce, seçim dönemimizde taahhüt ettiğimiz en önemli projelerimizden birisi Odunpazarı’ndaki bu tarihi ve kültürel dokunun restore edilerek yeniden hayata döndürülmesiydi.Bu anlamda 2005’in sonunda, 2006’nın başında ‘Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi’ diye bir projeyi hayata geçirdik. Odunpazarı Evlerini Yaşatma Projesi adında her ne kadar ev geçse de, sadece bu bölgedeki evleri değil; çeşmeleri, türbeleri, camileri, kervansarayları, çarşıları, bedestenleri bu bölgedeki tarihi ve kültürel dokunun hemen hemen tümünü restore etmeyi, tümünü sağlıklaştırmayı ve bunlara fonksiyon vererek kültür ve tarih turizminin hizmetine sunmayı amaçlayan bir projedir.
Odunpazarı, 2005-2006 yıllarında bin kişinin belki de sadece 500 kişinin gezdiği bir bölgeydi. İşte bugün sizde kalabalığı görüyorsunuz.(Atlıhan Çarşısı’nda gezen turistleri göstererek) Yılda neredeyse 1 milyon 200 bin kişinin gezdiği prestijli bir bölge haline geldi. Bizim amacımız, sivil Türk mimarisi deyince, herkesin aklına Beypazarı’ndan önce gelebilecek, Safranbolu’dan önce gelebilecek sivil Türk mimarisinin Türkiye deki en iyi örnekleri diyebileceğimiz bir örnek çıkartmaktı. Açık söylemek gerekirse bu kısa süre içerisinde, yani 4 yıllık süre içerisinde hakikaten bu gerçekleşti. Şu anda sivil Türk mimarisinin Türkiye deki en iyi örneklerinden birisi Odunpazarı ve Odunpazarı’ndaki bu tarihi dokudur.
![]() Diğer yandan, konut projelerine de çok önem verdik. Hatırlarısınız, biz göreve gelmeden önce Eskişehir’de gayrimenkul fiyatları tavan yapmıştı. Kira fiyatları oldukça yüksekti ve hemşerilerimizin ve vatandaşlarımızın tahammül sınırlarının üstündeydi. Biz Türkiye deki en büyük konut projelerinden ikisini gerçekleştirdik. Eskişehir’in en büyük ilçesinden daha büyük Ihlamurkent’i, yine Eskişehir’in en büyük ilçesi büyüklüğündeki Vadişehir’i hayata geçirerek 25 bin civarında vatandaşımızı ve hemşerimizi ev sahibi yaptık. Yani Odunpazarı Belediyesi bugün artık vatandaşlarımız ve hemşerilerimiz arasında, Eskişehirlileri ev sahibi yapan bir belediye olarak anılıyor. Eğer Odunpazarı Belediyemizin konut projeleri olmasaydı, bugün Eskişehir de hem kira fiyatları hem konut fiyatları tahammül sınırlarını zorlayan bir seviyede olurdu.
Bir belediye başkanı; sadece yasaların kendisine verdiği rutin görevleri yapan değil, aynı anda yasaların ve yönetmeliklerin kendisine yüklemese bile vatandaşlarının, hemşerilerinin en önemli sorunları neyse bu sorunlara da çözüm bulan, çözüm getiren insan demektir. Eğer Eskişehir’de bir kira sorunu varsa, gayrimenkul fiyatları çok yüksekse, belediye başkanı olarak bizim buna duyarsız kalmamız, bizim buna bigâne kalmamız düşünülemezdi.
Bu anlamda da Ihlamurkent’i tamamlayıp, hak sahibi vatandaşlarımıza teslim ettik. Aynı zamanda, Vadişehir’i de tamamladık. Şimdide Kiraz Şehir Konutları’na başlıyoruz. Önümüzdeki günlerde yine 5 bin civarında hemşerimizi ev sahibi yapacak yeni bir projeye başlıyoruz.
Peki, Başkanım vaat edipte gerçekleştiremediğiniz projeniz oldu mu?
Biz hem 28 Mart 2004 , hem de 29 Mart 2009 öncesinde hemşerilerimize çeşitli vaatlerde bulunduk. Ama bugün yaptıklarımız vaat etmediklerimizin de üstünde ve ötesindedir. Dolayısıyla vaat edipte yapamadığımız proje hemen hemen hiç olmadı. Ama vaat etmeyip de yaptığımız ve yapmaya devam ettiğimiz pek çok proje var.
Odunpazarı Belediyesi olarak Odunpazarı Meslek Edindirme Kursları (OMEK) çatısı altında binlerce kişiyi meslek sahibi yaptınız. “Dünyanın en büyük açık üniversitesi” sloganıyla yaptığınız bu meslek edindirme kursları hakkında bizi bilgilendirir misiniz?
Hayhay! Biz belediyeciliği kategorize ediyoruz. Bunların başında öncelikle fiziki bir belediyecilik geliyor. Sonra bu belediyeciliğin yanında sosyal belediyecilik dediğimiz belediyecilik var. Daha sonra kültürel belediyecilik dediğimiz, kültürel ve sanatsal aktiviteler yapan, vatandaşlarının kültüre ve sanata ilişkin taleplerine arzlarda bulunan belediyecilik. Bunların yanında tabi ticari ve ekonomik belediyecilik de yapıyoruz. Şehrin hem ekonomisine hem de ticaretine katkıda bulunan belediyecilik anlamında.
Odunpazarı Meslek ve Sanat Edindirme Kursları (OMEK) dediğimiz kurslar hakikaten bir ilçe belediyesinin Türkiye de yapabildiği bütün örneklerin üstünde. Ancak büyükşehir belediyelerinin yapabildiği ya da il belediyelerinin yapabildiği bir projedir. OMEK şuanda Türkiye de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin İSMEK’ini, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin BELMEK’ini saymazsanız, en büyük meslek ve sanat edindirme organizasyonudur. 2004 yılında göreve geldiğimizde 300 öğrenci ile başladığımız bu organizasyon ile bugün, 2010 yılı için 5 bin öğrenci,100 öğretmen 15 ayrı kurs merkezinde 40 ayrı branşta vatandaşlarımızı, hemşerilerimizi, her yaştan insanımızı eğitime tabi tutuyoruz. Her yıl neredeyse bir üniversitenin mezun ettiği kadar öğrenci mezun ediyoruz.
Sadece bir kurs bitirme sertifikası değil, MEB onaylı sertifikada veriyoruz. Çoğu yerde bu, kurs bitirme belgesi şeklinde oluyor. Dolayısıyla OMEK,2004 teki hızıyla, performansını her geçen gün arttırarak, büyüterek ve çoğaltarak Türkiye’nin en büyük meslek ve sanat edindirme kursu olarak eğitimlerine devam ediyor.Yetmiş yaşında bu kurslara devam edenler olduğu gibi,10-15 yaşında devam eden onlarca,yüzlerce öğrencimiz var.Bundan sonrada vatandaşlarımızın ve hemşerilerimizin talepleri doğrultusunda, çağın gerekliliklerini iyi okuyarak mesleki ve sanat eğitimi anlamında yapabileceklerimizi yapmaya devam edeceğiz.
Peki, Başkanım bu 5 bin öğrencinin tamamına meslek diploması verdiniz mi?
Hepsine sertifika veriyoruz tabi. 2010-2011 eğitim öğretim yılında OMEK’e devam eden 5 bin öğrenciye, geçen yıl 3 bin 500 ve ondan önceki yıllarda 3 bin öğrenciyi mezun ettik. Bunların hepsine MEB onaylı sertifika verdik.
Sayın Başkanım! Önceki zamanlarda Odunpazarı festivallerle adını duyurmuştu. Bu yılda ilçenizde bu tarz etkinliklere imza atacak mısınız ?Odunpazarı Evlerini Yaşatma Projesi ile Odunpazarı’nın bilinirliliği ,tanınırlığı ve popülaritesi olağan üstü arttı. Mesela sivil ve tarihi dokuyu ziyaret anlamında geçen sene, 2009 yılında, hem Beypazarı’ndan hem de Safranbolu’dan daha çok turist aldık. Şimdi Odunpazarı’ndaki bu tarihi dokunun, kültürel dokunun, mimari dokunun daha fazla tanınırlılığını, bilinirliliğini arttırma amacıyla uluslararası festivaller yapıyoruz. 2010 yılı içerisinde ilk olarak I.Uluslararası Odunpazarı Kültür ve Sanat Festivali’ni yaptık. Üç gün boyunca sürdü. On altı ayrı ülkeden ziyaretçilerimiz ve proje ortaklarımız vardı. Burada şunu amaçlıyoruz; Odunpazarı sadece Odunpazarı’nın markası değildir. Odunpazarı sadece bir Eskişehir hatta sadece bir Türkiye markası değildir. Odunpazarı bugün artık bir dünya markasıdır. Sivil Türk mimarisinin Türkiye’deki en iyi örnekleri Odunpazarı’nda bulunabilir diyoruz. Tabi bu tarihi dokuyu, bu kültürel dokuyu, bu mimari zenginliği, bu büyük zenginliği ve potansiyeli hem yurt içinde hem de yurt dışında tanıtalım diye festivaller yapıyoruz. Biraz önce söylediğim gibi bu festivalin ikincisini de 2011 yılında daha da büyüterek, uluslararası katılımını daha da arttırarak devam edeceğiz.
Başkanım Odunpazarı evlerinin yanı sıra birde lüle taşınız var. Lüle taşının tanıtımı adına ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Lületaşı ham halde sadece Türkiye’de, Eskişehir’de çıkıyor. Yerin 100-150 metre derinliğinden çıkan, denizköpüğü diye isimlendirdiğimiz, batılıların meerschaum diye tabir ettikleri, bizim Eskişehir Taşı da dediğimiz bir taştır. Eskişehir’de 5 bin yıldır bilinen bir taş. Çünkü eski höyüklerde yapılan kazılardan, Lületaşı tarihini 5 bin yıl geriye götürebiliyoruz. Ama özellikle son 50 yıldır kriz yaşıyordu. Yeni ustalar ve çıraklar yetişmiyordu. Maden ocakları kapatılmış, kazı yapılmıyor. Artık madenden lületaşı çıkartılmıyordu. Biz Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi’nin yanı sıra Lüle Taşı Yaşatma Projesi’ni hayata geçirdik ve ilk defa lüle taşı yeniden bir referans buldu. Yeniden çıraklar, ustalar, kalfalar yetişmeye başladı. Eski ustalar tekrar işlerine döndüler. Hem Eskişehir’de, hem de Eskişehir’in civarındaki köylerde bin kadar evde lüle taşı işleniliyordu. Bu bırakılmıştı. Bizimle birlikte tekrar işlenmeye başlandı. Atlıhan’ da sizinde gördüğünüz gibi cam (işleme) var, pişmiş toprak var, seramik (işleme) var ama ağırlıklı olarak burada lületaşı işletmeciliği var. Yani şu anda Atlıhan ve çevresi hem Türkiye’de hem de dünyada lületaşının tekrar merkezi ve borsası oldu. Sadece bu bölgede şu anda sadece 20 tane lüle taşı dükkânı var ve biz sadece lüle taşını hayata döndürerek, sadece eski popülaritesini kazandırarak 2 bin 500 kişilik bir istihdam sağladık. Yani şuanda köylerde tekrardan maden ocakları çalışmaya başladı. Evlerde hanımlar tespih ve aksesuar malzemelerini üretmek için yeniden tornaların başına geçtiler. Ustalarımız, internet üzerinden Avrupa’dan, Amerika’dan ve dünyanın her yerinden siparişler alıyorlar. Aldıkları siparişlere göre de sürekli olarak ihracat yapıyoruz. Yani Atlıhan yapılmamış olsaydı, Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi olmamış olsaydı, Lületaşı Yaşatma Projesi’ni hayata geçirmemiş olsaydık, muhtemelen lületaşı unutulmaya yüz tutacaktı!
Dün ustalarımızdan birisini ziyaret etmiştim. “Başkanım, ben 21 yıldır lületaşı ustasıyım. Eğer siz Atlıhan’ ı yapmamış olsaydınız ben bu mesleği bırakıp kendime iş arayacaktım” demişti. Genel kanaat de bu şekilde. Eğer biz lüle taşı üzerinde çalışmamış olsaydık, lületaşını projelendirmemiş ve TBMM’ye kadar götürmemiş, lületaşını ulusal ve uluslararası fuarlarda tekrar temsil etmemiş olsaydık, muhtemelen yok olmaya giden bir değer olacaktı. Bundan önce yok olan, unutulan birçok değerimiz gibi lületaşımızda kaybolup gidecekti diye düşünüyorum. Şu anda lületaşı sanatçılarının, lületaşı ustalarının ve bu işin ticaretini yapan lületaşı endüstrisinin umudu, lületaşının her geçen gün popülaritesinin, bilinirliliğinin arttığı ve lületaşının yıllardan sonra tekrar güven vaat ettiği düşüncesidir.
Devam edecek…*
Röportajın devamı Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|
![]()
|